Hadisler
90 hadis bulundu
الْإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً، فَأَفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ الأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ
İman yetmiş küsur şubedir. En üstünü 'La ilahe illallah' sözü, en aşağısı ise yoldaki eziyet veren şeyi kaldırmaktır.
بُنِيَ الإِسْلاَمُ عَلَى خَمْسٍ: شَهَادَةِ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَإِقَامِ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ، وَحَجِّ الْبَيْتِ
İslam beş temel üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik etmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucu tutmak ve Kabe'yi haccetmek.
لَوْ أَنَّ لِابْنِ آدَمَ وَادِيًا مِنْ ذَهَبٍ، لَابْتَغَى إِلَيْهِ ثَانِيًا، وَلَوْ أَنَّ لَهُ وَادِيًا، لَابْتَغَى إِلَيْهِ ثَالِثًا، وَلَا يَمْلَأُ جَوْفَ ابْنِ آدَمَ إِلَّا التُّرَابُ
Ademoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, bir tane daha ister. Onun ağzını ancak toprak doldurur. Allah tevbe edenin tevbesini kabul eder.
يُجَاءُ بِالرَّجُلِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيُلْقَى فِي النَّارِ فَتَنْدَلِقُ أَقْتَابُهُ فِي النَّارِ فَيَدُورُ كَمَا يَدُورُ الْحِمَارُ بِرَحَاهُ
Kıyamet günü bir adam getirilip cehenneme atılır. Bağırsakları dışarı çıkar ve değirmen taşına bağlı eşek gibi döner durur.
لَمَّا قَضَى اللَّهُ الْخَلْقَ، كَتَبَ فِي كِتَابِهِ فَهُوَ عِنْدَهُ فَوْقَ الْعَرْشِ: إِنَّ رَحْمَتِي سَبَقَتْ غَضَبِي
Allah yaratmayı bitirince, katında arşın üzerinde bir kitaba yazdı: 'Şüphesiz rahmetim gazabımı geçmiştir.'
إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَأْكُلْ بِيَمِينِهِ، وَلْيَشْرَبْ بِيَمِينِهِ، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَأْكُلُ بِشِمَالِهِ وَيَشْرَبُ بِشِمَالِهِ
Biriniz yemek yediğinde sağ eliyle yesin, içtiğinde sağ eliyle içsin. Çünkü şeytan sol eliyle yer ve sol eliyle içer.
عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَتَوَضَّأُ بِالْمُدِّ وَيَغْتَسِلُ بِالصَّاعِ
Peygamber (sav) bir müd (ortalama 0.5 litre) su ile abdest alır, bir sa' (yaklaşık 2-3 litre) su ile guslederdi.
إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ تَأْتُوهَا وَأَنْتُمْ تَسْعَوْنَ، وَأْتُوهَا وَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ، فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِمُّوا
Namaz için kamet getirildiğinde koşarak değil, vakarla ve sükunetle gelin. Yetiştiğinizi kılın, yetişemediğinizi tamamlayın.
إِنَّ الْمُؤْمِنَ لَيُدْرِكُ بِحُسْنِ خُلُقِهِ دَرَجَةَ الصَّائِمِ الْقَائِمِ
Mümin, güzel ahlakıyla, gece namazı kılıp gündüz oruç tutanların derecesine ulaşır.
مَا مِنْ صَاحِبِ إِبِلٍ وَلاَ بَقَرٍ وَلاَ غَنَمٍ لاَ يُؤَدِّي زَكَاتَهَا إِلاَّ جَاءَتْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَعْظَمَ مَا كَانَتْ
Deve, sığır ve koyun sahibi olup da zekatını vermeyen herkes, kıyamet gününde bu hayvanlar en büyük halleriyle karşısına çıkar.
إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ صَالِحَ الْأَخْلَاقِ
Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.
لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ
Sizden biriniz, kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe (gerçekten) iman etmiş olmaz.
لَا تَحَاسَدُوا وَلَا تَنَاجَشُوا وَلَا تَبَاغَضُوا وَلَا تَدَابَرُوا وَلَا يَبِعْ بَعْضُكُمْ عَلَى بَيْعِ بَعْضٍ وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا
Birbirinize haset etmeyin, karaborsacılık yapmayın, birbirinize buğz etmeyin, sırt çevirmeyin, ey Allah'ın kulları kardeş olun.
الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ، وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللَّهُ عَنْهُ
Mümin, insanları elinden ve dilinden emin olan kimsedir. Mümin, Allah'ın yasakladıklarından uzak duran kimsedir.
تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أَخِيكَ صَدَقَةٌ
Kardeşinin yüzüne gülümsemen sadakadır.
خَيْرُكُمْ خَيْرُكُمْ لِأَهْلِهِ وَأَنَا خَيْرُكُمْ لِأَهْلِي
Hayırlınız, ailesine hayırlı olandır. Ben de aileme karşı en hayırlınızım.
أَلَا كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ
Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz.
مَنْ قَتَلَ عَبْدَهُ قَتَلْنَاهُ وَمَنْ جَدَعَ عَبْدَهُ جَدَعْنَاهُ
Kim kölesini öldürürse, biz de onu öldürürüz. Kim kölesinin bir organını keserse, biz de onunkini keseriz.
مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ
Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin, buna gücü yetmezse diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin.
أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ
İnsanlar 'La ilahe illallah' deyip Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik edinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum.
خُلِقَ الْإِنْسَانُ عَلَى صُورَةِ الرَّحْمَنِ
İnsan, Rahman'ın sureti üzere yaratılmıştır.
إِذَا وَقَعَ الذُّبَابُ فِي شَرَابِ أَحَدِكُمْ فَلْيَغْمِسْهُ ثُمَّ لِيَنْزِعْهُ، فَإِنَّ فِي أَحَدِ جَنَاحَيْهِ دَاءً وَفِي الْآخَرِ شِفَاءً
Birinizin içeceğine sinek düşerse, onu iyice batırıp sonra çıkarsın. Çünkü kanatlarından birinde hastalık, diğerinde şifa vardır.
كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُسْحَرُ حَتَّى يُخَيَّلَ إِلَيْهِ أَنَّهُ يَفْعَلُ الشَّيْءَ وَمَا يَفْعَلُهُ
Peygamber (sav) sihirlenmişti, öyle ki bir şey yaptığını zannederdi, halbuki yapmamış olurdu.
إِذَا تَزَوَّجَ الْعَبْدُ فَقَدِ اسْتَكْمَلَ نِصْفَ الدِّينِ فَلْيَتَّقِ اللَّهَ فِي النِّصْفِ الْبَاقِي
Kim evlenirse dininin yarısını tamamlamış olur. Kalan yarısında Allah'tan sakınsın.
إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَشَجَرَةً يَسِيرُ الرَّاكِبُ فِي ظِلِّهَا مِائَةَ عَامٍ
Cennette öyle bir ağaç vardır ki, binicisi onun gölgesinde yüz yıl yürür (yine de gölgesi bitmez).
كَانَ خُلُقُهُ الْقُرْآنَ
Onun ahlakı Kur'an'dı.
مَا ضَرَبَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ شَيْئًا قَطُّ بِيَدِهِ، وَلَا امْرَأَةً وَلَا خَادِمًا
Peygamber (sav) eliyle hiçbir şeye vurmamıştır: ne bir kadına ne de bir hizmetçiye.
بُعِثْتُ أَنَا وَالسَّاعَةُ كَهَاتَيْنِ
Ben ve kıyamet şu iki parmak gibiyiz (birbirine yakın).
اللَّهُمَّ لَا عَيْشَ إِلَّا عَيْشُ الْآخِرَةِ فَاغْفِرْ لِلْأَنْصَارِ وَالْمُهَاجِرَةِ
Allah'ım, gerçek hayat ahiret hayatıdır. Ensar ve muhacirlere mağfiret eyle.
إِنَّ فِي أُمَّتِي لَرِجَالًا يُوحَى إِلَيْهِمْ وَإِنَّ مِنْهُمْ عُمَرَ
Ümmetim içinde kendilerine ilham olunan kimseler vardır. Onlardan biri de Ömer'dir.
اتَّقُوا اللَّهَ فِي النِّسَاءِ فَإِنَّهُنَّ عَوَانٌ عِنْدَكُمْ
Kadınlar hakkında Allah'tan korkun. Çünkü onlar sizin yanınızda birer emanettir.
الرَّجُلُ إِذَا خَافَ مِنِ امْرَأَتِهِ نُشُوزًا ضَرَبَهَا
(Nisa 34 bağlamında) Erkek karısının itaatsizliğinden korkarsa, onu dövebilir.
سُحِرَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى كَانَ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ أَنَّهُ يَأْتِي النِّسَاءَ وَلَا يَأْتِيهِنَّ
Peygamber (sav) büyülenmişti, öyle ki kadınlarına yaklaştığını zanneder, halbuki yaklaşmamış olurdu.
أَنَّ نَاسًا مِنْ عُرَيْنَةَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ فَاجْتَوَوْهَا فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَوْ خَرَجْتُمْ إِلَى ذَوْدِنَا فَشَرِبْتُمْ مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا
Urene kabilesinden bir grup Medine'ye geldi ve havasından rahatsızlandı. Peygamber (sav) onlara: 'Develerimizin yanına gidin, sütlerinden ve idrarlarından için.' buyurdu.
مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ
Dinini değiştireni öldürün.
النِّكَاحُ مِنْ سُنَّتِي، فَمَنْ لَمْ يَعْمَلْ بِسُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي
Evlilik benim sünnetimdir. Kim benim sünnetime uygun davranmazsa benden değildir.
إِذَا تَزَوَّجَ الْعَبْدُ فَقَدِ اسْتَكْمَلَ نِصْفَ الدِّينِ، فَلْيَتَّقِ اللَّهَ فِي النِّصْفِ الْبَاقِي
Bir kimse evlendiğinde dininin yarısını tamamlamış olur. Kalan yarısında Allah'tan sakınsın.
تُنْكَحُ الْمَرْأَةُ لِأَرْبَعٍ: لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا، فَاظْفَرْ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ
Kadın dört şey için nikahlanır: malı, soyu, güzelliği ve dini. Sen dindar olanı seç ki hayır bulasın.
إِنَّ الْمَرْأَةَ تُقْبِلُ فِي صُورَةِ شَيْطَانٍ وَتُدْبِرُ فِي صُورَةِ شَيْطَانٍ، فَإِذَا أَبْصَرَ أَحَدُكُمُ امْرَأَةً فَلْيَأْتِ أَهْلَهُ
Kadın şeytan suretinde gelir ve şeytan suretinde gider. Biriniz bir kadından hoşlanırsa hemen eşine gitsin.
يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ، مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ، فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ
Ey gençler! İçinizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan korur ve iffetli olmayı sağlar.
إِنَّ أَحَبَّ نِكَاحِكُمْ إِلَى اللَّهِ أَيْسَرُهُ
Allah katında nikahların en sevimlisi en kolay olanıdır.
إِذَا خَطَبَ إِلَيْكُمْ مَنْ تَرْضَوْنَ دِينَهُ وَخُلُقَهُ فَزَوِّجُوهُ، إِلَّا تَفْعَلُوا تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الْأَرْضِ وَفَسَادٌ عَرِيضٌ
Dininden ve ahlakından hoşnut olduğunuz bir kimse size talip olursa onu evlendirin. Bunu yapmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat olur.
مَا نَهَيْتُكُمْ عَنْهُ فَاجْتَنِبُوهُ، وَمَا أَمَرْتُكُمْ بِهِ فَأْتُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ
Size yasakladıklarımdan kaçının, emrettiklerimi de gücünüz yettiğince yerine getirin.
أَنَا وَكَافِلُ الْيَتِيمِ فِي الْجَنَّةِ هَكَذَا، وَقَالَ بِإِصْبَعَيْهِ السَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى
Ben ve yetime bakan kimse cennette şöyleyiz, diyerek işaret ve orta parmağını gösterdi.
أَكْمَلُ الْمُؤْمِنِينَ إِيمَانًا أَحْسَنُهُمْ خُلُقًا، وَخِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ
Müminlerin imanca en olgunu, ahlakı en güzel olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına hayırlı olandır.
الْقِسْطَاطُ فِي الْأَرْضِ قِسْطَاسٌ مِنَ الْجَنَّةِ
Yeryüzünde adalet, cennetten bir terazidir.
انْصُرْ أَخَاكَ ظَالِمًا أَوْ مَظْلُومًا
Kardeşine ister zalim olsun ister mazlum olsun yardım et.
الْمُؤْمِنُونَ عِنْدَ شُرُوطِهِمْ
Müminler şartlarına bağlıdırlar (verdikleri sözü tutarlar).
لِلْحَالِفِ عَلَى نِيَّتِهِ
Yemin edenin niyeti esastır.
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الرَّفْقَ فِي الْأَمْرِ كُلِّهِ
Allah yumuşak davranmayı sever ve yumuşaklığa vermediğini sertliğe vermez.
الرَّاحِمُونَ يَرْحَمُهُمُ الرَّحْمَنُ، ارْحَمُوا مَنْ فِي الْأَرْضِ يَرْحَمْكُمْ مَنْ فِي السَّمَاءِ
Merhamet edenlere Rahman merhamet eder. Yerdekilere merhamet edin ki gökyüzündeki size merhamet etsin.
مَا نَقَصَتْ صَدَقَةٌ مِنْ مَالٍ، وَمَا زَادَ اللَّهُ عَبْدًا بِعَفْوٍ إِلَّا عِزًّا
Sadaka malı eksiltmez. Allah affeden bir kulun ancak izzetini artırır.
الْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا
Mümin, müminin kardeşidir; bir binanın tuğlaları gibi birbirini destekler.
لَا يَشْكُرُ اللَّهَ مَنْ لَا يَشْكُرُ النَّاسَ
İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.
إِنَّ الرِّفْقَ لَا يَكُونُ فِي شَيْءٍ إِلَّا زَانَهُ، وَلَا يُنْزَعُ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا شَانَهُ
Yumuşaklık (merhamet) bir şeyde varsa onu güzelleştirir, bir şeyden çıkarsa onu çirkinleştirir.
كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ يُضَاعَفُ، الْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ، قَالَ اللَّهُ: إِلَّا الصَّوْمَ فَإِنَّهُ لِي
Ademoğlunun her ameli kat kat karşılık görür. Bir iyilik on mislinden yedi yüz misline kadar artırılır. Allah: 'Oruç müstesna, çünkü o benim içindir' buyurdu.
لَا يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الْفِطْرَ
İnsanlar iftarı acele yaptıkları sürece hayır üzeredirler.
كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَصُومُ حَتَّى نَقُولَ: لَا يُفْطِرُ، وَيُفْطِرُ حَتَّى نَقُولَ: لَا يَصُومُ
Peygamber (sav) öyle oruç tutardı ki hiç iftar etmeyecek sanırdık; öyle iftar ederdi ki hiç oruç tutmayacak sanırdık.
مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ وَالْعَمَلَ بِهِ فَلَيْسَ لِلَّهِ حَاجَةٌ فِي أَنْ يَدَعَ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ
Yalan sözü ve yalanla iş yapmayı terk etmeyenin yemesini içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur.
كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَجْتَهِدُ فِي الْعَشْرِ الْأَوَاخِرِ مَا لَا يَجْتَهِدُ فِي غَيْرِهَا
Peygamber (sav) Ramazan'ın son on gecesinde diğer günlerde göstermediği bir gayret gösterirdi.
مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيُكْرِمْ جَارَهُ
Allah'a ve ahiret gününe iman eden komşusuna ikram etsin.
لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ لَا يَأْمَنُ جَارُهُ بَوَائِقَهُ
Komşusu kendisinin kötülüklerinden emin olmayan kimse cennete giremez.
لَا تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا، وَلَا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا، أَفَلَا أُخْبِرُكُمْ بِشَيْءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ؟ أَفْشُوا السَّلَامَ بَيْنَكُمْ
İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız. Size yapınca birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayın.
خَيْرُ الْأَصْحَابِ عِنْدَ اللَّهِ خَيْرُهُمْ لِصَاحِبِهِ، وَخَيْرُ الْجِيرَانِ عِنْدَ اللَّهِ خَيْرُهُمْ لِجَارِهِ
Allah katında arkadaşların en hayırlısı arkadaşına hayırlı olandır. Komşuların en hayırlısı komşusuna hayırlı olandır.
مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ
Cebrail bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki komşuyu komşuya varis kılacak sandım.
الصَّلَاةُ خَيْرُ مَوْضُوعٍ، فَمَنِ اسْتَطَاعَ أَنْ يَسْتَكْثِرَ فَلْيَسْتَكْثِرْ
Namaz ne güzel bir ibadettir. Kim çok kılmaya güç yetirirse çok kılsın.
لَا حَسَدَ إِلَّا فِي اثْنَتَيْنِ: رَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ الْقُرْآنَ فَهُوَ يَقُومُ بِهِ آنَاءَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ
Yalnızca iki konuda gıpta edilir: Allah'ın kendisine Kur'an verdiği ve gece gündüz onunla amel eden kimse.
قَالَ اللَّهُ تَعَالَى: افْتَرَضْتُ عَلَى أُمَّتِكَ خَمْسَ صَلَوَاتٍ وَعَهِدْتُ عِنْدِي عَهْدًا إِنَّهُ مَنْ جَاءَ بِهِنَّ فِي يَوْمِهِ ضَيَّعَهُنَّ كَانَ لَهُ عِنْدِي نُورٌ
Allah Teala: 'Ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve katımda bir söz verdim: Kim onları vaktinde kılarsa ona cenneti vereceğim' buyurdu.
لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي النِّدَاءِ وَالصَّفِّ الْأَوَّلِ ثُمَّ لَمْ يَجِدُوا إِلَّا أَنْ يَسْتَهِمُوا عَلَيْهِ لَاسْتَهَمُوا
İnsanlar ezan okumanın ve ilk safta namaz kılmanın sevabını bilselerdi, bunun için kura çekmekten başka çare bulamazlardı.
أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ فَأَكْثِرُوا الدُّعَاءَ
Kulun Rabbine en yakın olduğu an secde halidir. Öyleyse secdede çok dua edin.
التَّاجِرُ الصَّدُوقُ الْأَمِينُ مَعَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ
Doğru ve güvenilir tüccar, nebiler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.
الْبَيِّعَانِ بِالْخِيَارِ مَا لَمْ يَتَفَرَّقَا، فَإِنْ صَدَقَا وَبَيَّنَا بُورِكَ لَهُمَا فِي بَيْعِهِمَا
Alıcı ve satıcı birbirinden ayrılmadıkça muhayyerdir. Doğru söyler ve ayıbı açıklarlarsa alışverişleri bereketlenir.
لَا يَبِعْ بَعْضُكُمْ عَلَى بَيْعِ بَعْضٍ، وَلَا تَنَاجَشُوا
Biriniz diğerinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın ve malını suni fiyat artışı ile satmaya çalışmasın.
إِنَّ الْبَيْعَ يَحْضُرُهُ الْحَلِفُ وَاللَّغْوُ فَشُوبُوهُ بِالصَّدَقَةِ
Alışverişte yemin ve boş söz bulunur. Onu sadaka ile karıştırın.
مَنِ اسْتَأْجَرَ أَجِيرًا فَلْيُعْلِمْهُ أَجْرَهُ
Bir işçi kiralayan, ücretini ona bildirsin.
طَلَبُ الْعِلْمِ فَرِيضَةٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ
İlim öğrenmek her müslümana farzdır.
مَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَلْتَمِسُ فِيهِ عِلْمًا سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ طَرِيقًا إِلَى الْجَنَّةِ
Kim ilim öğrenmek için bir yol tutarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır.
لَا يَزَالُ لِسَانُكَ رَطْبًا مِنْ ذِكْرِ اللَّهِ
Dilin devamlı olarak Allah'ı zikretmekle yaş kalsın.
اللَّهُمَّ آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru.
دَعْوَةُ الْمَرْءِ الْمُسْلِمِ لِأَخِيهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ مُسْتَجَابَةٌ
Müslümanın kardeşine gıyabında yaptığı dua kabul olunur.
حَقُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ خَمْسٌ: رَدُّ السَّلَامِ، وَعِيَادَةُ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعُ الْجَنَائِزِ، وَإِجَابَةُ الدَّعْوَةِ، وَتَشْمِيتُ الْعَاطِسِ
Müslümanın diğer müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selamını almak, hastayı ziyaret, cenazeye katılmak, davete icabet, aksırana dua etmek.
مَرَرْنَا بِجِنَازَةٍ فَقَامَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَقُمْنَا
Bir cenazenin yanından geçtik. Peygamber (sav) ayağa kalktı, biz de kalktık.
مَنْ شَهِدَ الْجَنَازَةَ حَتَّى يُصَلَّى عَلَيْهَا فَلَهُ قِيرَاطٌ، وَمَنْ شَهِدَهَا حَتَّى تُدْفَنَ فَلَهُ قِيرَاطَانِ
Cenazede namazı kılınıncaya kadar bulunan bir kırat, defnedilinceye kadar bulunan iki kırat sevap alır.
عُودُوا الْمَرِيضَ وَأَطْعِمُوا الْجَائِعَ وَفُكُّوا الْعَانِيَ
Hastayı ziyaret edin, aç olanı doyurun, esirleri kurtarın.
اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِحَيِّنَا وَمَيِّتِنَا وَصَغِيرِنَا وَكَبِيرِنَا
Allah'ım! Dirimizi de ölümüzü de, küçüğümüzü de büyüğümüzü de bağışla.
عَجَبًا لِأَمْرِ الْمُؤْمِنِ، إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ، إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ فَكَانَ خَيْرًا لَهُ، وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَكَانَ خَيْرًا لَهُ
Müminin durumu ne kadar hayret vericidir. Başına gelen her iş onun için hayırlıdır. Sevindiğinde şükreder hayır olur, üzüldüğünde sabreder hayır olur.
الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ
Dünya müminin hapishanesi, kafirin cennetidir.
انْظُرُوا إِلَى مَنْ أَسْفَلَ مِنْكُمْ وَلَا تَنْظُرُوا إِلَى مَنْ هُوَ فَوْقَكُمْ فَإِنَّهُ أَجْدَرُ أَنْ لَا تَزْدَرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ
Sizden aşağıda olana bakın, yukarıda olana bakmayın. Böylece Allah'ın nimetini küçümsememiş olursunuz.
لَوْ أَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَوَكَّلُونَ عَلَى اللَّهِ حَقَّ تَوَكُّلِهِ لَرُزِقْتُمْ كَمَا يُرْزَقُ الطَّيْرُ، تَغْدُو خِمَاصًا وَتَرُوحُ بِطَانًا
Allah'a gereği gibi tevekkül etseniz, sabah aç çıkıp akşam tok dönen kuşlar gibi rızıklandırılırdınız.
إِنَّ اللَّهَ يَبْسُطُ يَدَهُ بِاللَّيْلِ لِيَتُوبَ مُسِيءُ النَّهَارِ، وَيَبْسُطُ يَدَهُ بِالنَّهَارِ لِيَتُوبَ مُسِيءُ اللَّيْلِ
Allah geceleyin gündüzün günahkârının tevbe etmesi için elini açar, gündüzün de gecenin günahkârı tevbe etsin diye elini açar.